eleştiri

Elalem ne der?

Bitmek bilmeyen bir yarışın içinde geliyoruz dünyaya. Erken konuşan, hızlı yürüyen bir bebek komşu çocuklarına fark attığı için takdir ve övgü bolca da kıskançlık topluyor. Diğer yandan siz ne kadar iyi olursanız olun sizden iyi bir komşu çocuğu mutlaka vardır. Haliyle yarış çok çetin. Okuma yazmayı geç öğrenen eziliyor, matematik sevmeyen karnesinde hepsi beş olmayan yadırganıyor. Potansiyel bir Debussy veya Picasso olmanız kimsenin umurunda değil çünkü sanat toplum için olsa da toplum sanatı değil matematiği seviyor. Yine toplumun çok sevdiği başka ortak konu; sınırız eleştiri ve nihayetinde toplum baskısı.

Nereden Çıktı Bu Hapishane?

Senden, benden, bizden diyerek melodik bir giriş yapalım. Çocukken yarıştık sonrasında yüzümüz neden gülmüyor peki? Maruz kaldığımızda söylendiğimiz her şeyi erişkin yaşlara ulaşınca bizler de yapıyoruz da ondan. Toplumda kalıtsal hale gelen kurallar yaratıp silsile halinde devam ettiriyoruz. Eleştirmeyi, yargılamayı, ötekileştirmeyi seviyoruz. Eleştirme potansiyelimiz o kadar iyi ki her konuda eleştirecek bir yön bulabiliyoruz.

Eğitim durumu, özel hayat, kariyer, evlilik gibi her karar sorgulanabilir ve eleştirilebilir çünkü neden olmasın değil mi ama? Eleştirmek gizli hayranlıktır tezini doğrulamak için yaşıyoruz sanki. Sahip olmak isteyip olamadıklarımızı, bizim hayat tarzımıza uymayanları, sevmediklerimizi yargılamak hobimiz. Hoşgörü sahibi olmak ve insanları olduğu gibi kabullenme mertebesine erişebilmek belli bir olgunluk gerektiriyor kabul edelim. El ele verip küçük adımlar atarsak üç nesil sonra düze çıkacağız hesaplarıma göre.

Öncelikle herkes kendi kapısının önünü süpürsün felsefesiyle başlayalım. Sevmediğiniz iş arkadaşınızı, komşunun geç yürüyen çocuğunu, eve geç gelen komşu kızını eleştirmemeyi deneyin mesela. Boş kalan vakitlerinizde kaliteli bir film izleyin, güzel bir kitap okuyun veya sitemizde birbirinden ilginç içerikleri takip ederek kaliteli zaman geçirin biraz. Arada minik reklamlarımızı yapabiliriz maruz görelim lütfen.

Biraz daha hoşgörü ve saygıyla çözemeyeceğimiz bir sorun yok ortada inanın. Bakış açıları biraz değişirse yakın zamanda kurtuluruz bu mapus damlarından. Yazımızı usta yazarımız Peyami Safa’nın güzel bir cümlesiyle noktalayıp sizlere iyi günler diliyoruz. “Suçlamak, anlamaktan daha kolaydır. Çünkü anlarsan değişmen gerekir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.